S


sagittal : oka benzeyen, ön arka düz düzlem
saline : tuzlu su çözeltisi
saliva : tükürük
salivary gland : tükrük bezi
salt : tuz
salting out : tuzla ayırma
sample : örnek, numune
sand : kum
sanitization : enfeksiyon ve hastalığa neden olabilecek etkenlerin zararsızlandırılması ve kirliliklerin uzaklaştırılması
satisfactory : doyurucu, tatminkar
saturation : doyma, doyurma, doygunlaşma
scale : ölçek
scale-up : ölçek büyütme
scalp : saşlı deri
scan : tarama
scanner : tarayıcı
scanning : tarama
scattering : saçılma
scenario : senaryo
scheduling : zaman sıralaması, programlama
schematic : şema, plan
scientific : bilimsel
scintillation : parıldama
scram : bir nükleer reaktörün aniden durdurulması için kullanılan terim
screen : ekran
screening : kitle halinde muayene, tarama
scroll : ekranın yatay ve dikey olarak kaydırılması
sealed source : sızıntı veya bulaşmasını önlemek için korumalı şekle dönüştürülmüş radyoaktif materyal
search : aramak, yoklamak
season : oldurmak, mevsim, dönem
secondary : ikincil
secretion : salgılama
sector : kesim, herhangi bir magnetik bant veya diskin adreslenebilir en küçük bölümü
security : güvenlik
seek : aramak, bir şeyin arkasından koşmak
segment : parça
select : seçme(k)
selection : ayrıkla(n)ma, seçme
self shielding : kendinden zırhlı
semi-conductor : yarı iletken
semi-permeable : yarı geçirgen
send : gönderme
sensitivity : duyarlılık
sensor : duyarlılıkla algılayıcı
seperate : ayırmak
seperation : ayırım, ayırma
seperator : ayırıcı
septa : bölme, iki boşluğa ayıran kısım
sequencing : DNA veya RNA`daki nükleotidlerin sırasının belirlenmesi
sequental : dizinsel, sıralı bir biçimde
sequental access : sıralı erişim
sequestration : bir bütünün içerisinden anormal olan bir bölümü ayırıp çıkarmak
sera : serumlar
serial : sıra ile ardarda devam eden
serial number : seri numarası
serum : kanın fibrin ve şekilli elemanlarından arındırılmış sıvı kısmı
sewage : kanalizasyon
SFOV (small-field-of-view) : küçük görüş alanı (gama kamera detektörü)
shade : gölge vermek, örtmek
shadow : gölge
shape : biçim
share : paylaşım, hisse
sheet : kağıt
shelf-life : raf ömrü, materyalin kullanım süresi, bozunmadan bekleyebileceği süre
shell : yörünge, kabuk
shield : zırh
shielding : zırhlama
shift : yer değiştirme, kayma
shipment : taşıma (gemi, uçak, vb. ile)
short-lived : kısa ömürlü
short-term : kısa süreli, yakın vade
shunt : iki doğal kanal arasında bağlantı, geçiş
shut-down : bir işlemin tümüyle durdurulması, aygıtın kapatılması
SI (systeme international d`unites) : uluslar arası birimler sistemi
side effect : yan etki
sievert (Sv) : 100 rem`e eşit iyonize radyasyon birimi
signal : sinyal
signal-to-noise ratio (SNR) : saptanmak istenen sinyal ile bunu etkileyen diğer gürültü arasındaki oran
signature : imza
significant : önemli büyüklükte
silent : belirtisiz, bulgusuz, sessiz
simplex : tek yönlü
simulation : benzetim, andırma
simultaneous : aynı anda, birlikte
single : tek
single photon absorptiometry (SPA) : tek gama fotonu yayan kaynak kullanan kemik mineral analiz yöntemi
single photon emission computerized tomography (SPECT) : tek foton emisyon bilgisayarlı tomografi
single-channel analyser : tek kanallı analizör
single-keystroke : tek tuşa dokunma
sinusoid : küçük boşluk
size : büyüklük
skewness : frekans dağılımındaki simetrinin bozulması, çarpıklık
skin : deri
skip : bir komutu atlamak
skull : kafatası
slave : bağımlı
slice : kesit, ince dilim
slope : eğim
slot : yarık, yuva
slow neutron : yavaş nötron, enerjisi düşük nötron, termal nötron
small-field-of-view (SFOV) : küçük görüş alanı (gama kamera detektörü)
smog : içerisinde katı ve sıvı partiküller bulunan duman
smoothing : düzleştirme, bir matematiğe göre işlemleme, yumuşatma
SNM (society of nuclear medicine) : A.B.D. Nükleer tıp derneği
society of nuclear medicine (SNM) : A.B.D. Nükleer tıp derneği
socket : piriz
software : yazılım
solar : güneşe ilişkin
solid : katı
solid phase : katı faz
solid state : katı hal
solitary : tek, grup halinde olmayan
solute : çözünen
solution : çözelti
solve : halletmek,çözmek
solvent : çözücü
somatic : vücut ile ilgili olan
somewhat : biraz
sophisticate : karmaşık
sort : sıralama, sıraya dizme
source : kaynak
SPA (single photon absorptiometry) : tek gama fotonu yayan kaynak kullanan kemik mineral analiz yöntemi
space : boşluk, saha, mesafe, uzay
spare part : yedek parça
spatial resolution : uzaysal çözümleme
spazm : kasılma
species : tür, çeşit
specific : kendine has, özgül
specific activity : birim kütledeki aktivite miktarı
specific energy absorption rate (SAR) : bir elektromagnetik alanda birim doku kütlesi tarafından absorbe edilen enerji, birimi kilogram için watt, sembol W kg-1 `dir
specific volüm : birim hacimdeki aktivite miktarı
specific weight : özgül ağırlık
specifity : özgüllük
SPECT (single photon emission computerized tomography) : tek foton emisyon bilgisayarlı tomografi
spectrometer : spektrum ölçer
spectrum : görünge
speed : hız
spike : bir eğride aşağı doğru keskin düşüş
spill : radyoaktif materyalin kaza ile saçılması
spin : dönü
spinal vertebra : bel omuru
spine : bel omurgası
spleen : dalak
splitting : kimyada kompleks bir maddeyi iki veya daha fazla maddeye ayırmak
spooling : çevre işlemlerini aynı anda yapmak
spot : benek, nokta
spurious counts : radyoaktif doz veya normal geriplan aktivitesinin dışında bir nedenle oluşan sayım
square root : karekök
stability : kararlılık
stable : kararlı
stack : deste
stage : basamak, aşama
stain : renklendirme için kullanılan madde veya boya
staining : bir maddenin yapay olarak renklendirilmesi
stand by : hazır beklemek, yedek
standalone : bağımsız, tek başına
standardization : belli değerlere göre sabit şekle getirme, ölçünle(ştir)me
standart : belli bir değere göre ayarlı
standart curve : standart eğri
stannous : kalay içeren
star artefact : sintigrafik görüntülerde ortaya çıkan yıldız şeklindeki artefakt
start : başlama
start-up : harekete geçirmek, başlatmak
statement : anlatma, bildirme, bildiri, komut
static : durgun
stationary : yeri değişken olmayan
statistics : sayılama
status : durum
steam : buhar
step : adım, etap, adım atmak, basamak
sterility : hiç mikroorganizma bulunmaması durumu
sternum : göğsün ön-orta bölgesindeki kemik, iman tahtası
sticker : etiket
stimulate : uyarma
stomach : mide
stop : durma
storage : depolama
storage conditions : saklama koşulları
straight : düz
straightforward : dosdoğru, dürüst, açık
stray radiation : radyasyon kaçağı veya ikincil radyasyondan kaynaklanan yararlı demetin dışındaki radyasyon
streaming : zırhlama materyalindeki kanal veya boşluklara bağlı olarak belirli bir yönde radyasyonun giriciliğinin artması
stretch : germek
stria : çizgi
string : karekter zincirleri
string variables : katar değişkenleri
stroke volume : kalbin sol ventrikülünün bir kerede aortaya attığı kan miktarı
sub : altında
subjective : öznel
subsequent : sonraki, arkadan
subshell : alt yörünge, alt kabuk
substitution : yerine koyma, değiştirme
substruction : çıkarma
successive : ardışık
suction : emme
sufficient : yeterli
suffix : son ek
suggestion : öneri
sum : toplam
summary : özet
sun light : güneş ışığı
super : aşırı üst
superficial : yüzeysel
superimposition : üst üste gelme, örtme
superior : üst, üzerinde, üstün
supernatant : üstte kalan kısım
supervisor : yönetmen, danışman
supine : sırtüstü yatar pozisyon
supply : sunu, destek
suppression : bastırma, baskılama
suppressor : bastırıcı
surface : yüzey
surfactant : yüzey etki madde
surgery : cerrahi
surrounding : çevresel, çevre
survey : tarama
survive : yaşam, yaşam süresi
suspected : şüpheli
Sv (sievert) : 100 rem`e eşit iyonize radyasyon birimi
sweat : ter
symptom : belirti
synchronisation : eşzamanlama
synchrotron : yüklü partikülün magnetik bir alanda dairesel yol izleyerek senkronize elektrik impulsları ile hızlandırıldığı hızlandırıcı tipi
syndrome : patolojik durumla ilgili olan ve topluca gözönüne alındığında tanıya olanak veren belirtilerin tümü
synergy : birliktelik
syntax error : sözdizimi hatası
synthesis : birleştirme
systeme international d`unites (SI) : uluslar arası birimler sistemi
systole : bir araya getirme, kasılma
systolic pressure : kasılma basıncı