P


package : paket, ambalaj
packed : sıkıştırılmış
padding : doldurma
page : sayfa
pain : ağrı
pain relief : ağrının giderilmesi
pair : çift
pair production : çift oluşumu, bir gama fotonunun kütleye dönüşerek bir elektron ve bir pozitron oluşması
palliative : oyalayıcı, çözüme yönelik olmayan
palpation : elle yoklama
paper : kağıt, bilimsel yayın
paradox : zıt, aykırı, beklenenin tersine gelişen
parallax : gözlemcinin yer değiştirmesine bağlı olarak bir objenin görünümünün değişmesi
parallel : koşut
parameter : koşutlu sabit
paratope : antijendeki epitopa uygun olarak antikorda bulunan yüzey yapısı
parent : ürünü oluşturan, ebeveyn
parenteral : enjeksiyon yoluyla
parotis : kulak altı tükrük bezleri
part : bir bölüm veya kısım
partial : kısmen
particul per million (PPM) : bir milyondaki partikül
particular : özel, tikel
partition : bölüm
parts per million (ppm) : milyon kısım bir başka madde veya su içerisindeki bir madde kısmı (molekülü)
pass : geçiş, geçme, geçirme
passive : eylemsiz
password : parola
patent : aitlik belgesi, aitlik belirteci
patent : açık, apaçık
patented : patenti alınmış
path : yol
pathway : yol
patient : hasta
pattern : kalıp, belirli bir özellik
pause : ara verme, geçici olarak durdurma
peak : zirve
PEG (polyethyleneglycole) : RIA`da çöktürücü olarak kullanılan madde
pellet : RIA`da çökelti, santrifüj sonrası tüp dibinde kalan çökelti
pelvis : leğen kemiği
penetration : girme, içine işleme, delme
penumbra : radyasyon demetinin kenarında doz hızının eksenden uzaklığın fonksiyonu olarak aniden düştüğü bölge
peptide : 20 aminoasitin oluşturduğu protein zinciri molekülü
per oral : ağız yoluyla
per os : ağız yoluyla
percent : yüzde
perfect : tam yetkin
performance : işlev gücü
perfusion : kanlanma, akım
pericardium : kalp zarı
periodic : dönemsel süreli, düzenli
peripheral : çevresel
periphery : çevre
permeable : geçirgen
permenant : kalıcı
permissible dose : izin verilebilir doz
persistance : inatçı, süregen
PET (positron emission tomography) : pozitron emisyon tomografi
peta : 1015
pH : hidrojen iyonu konsantrasyonunun eksi logaritması
pH meter : pH ölçer
PHA (puls height analyser) : puls yükseklik çözümleyicisi
phantom : hayali görüntü, simulatör, test için kullanılan özel tasarımlı materyal
phase : evre
phenomenon : olgu, izlenim
phenotype : bir hücre veya organizmanın genetik kodlama kalıbına ilişkin karekteristiği
photo : ışık, fotoğraf, film
photoelectric effect : gama fotonunun madde ile etkileşmesi sonucunda maddeden bir fotoelektron atılımına neden olması
photoelectron : fotoelektrik etki sonucu saçılan elektron
photomultiplier (PM) : foton çoğaltıcı
photon-deficient area : foton algılanmayan bölge
physical half life (T 1/2) : fiziksel yarı ömür, aktivitenin yarıya inmesi için gerekli süre
physical half-life : başlangıçtaki radyoaktif atom sayısının yarıya inmesi için geçen süre
physician : hekim
physicist : fizikçi
physiology : fizyoloji, canlılardaki işlevleri araştıran bilim dalı
pick-up : toplamak
pico : trilyonda bir (10-12)
pig : kalın zırhlı radyoaktif taşıyıcı, domuz
pile : ilk nükleer reaktörü açıklamak için kullanılan genel terim
pile-up : yığılmak, birikmek
pile-up : elektrik impulslarının rastlantısal olarak üstüste eklenmesi
pin : pim
pin number : şifre numarası
pincushion distortion : gama kamera görüntüsündeki çizgisellik bozulmasının içe doğru olması
pinhole : iğne deliği
pinhole collimator : foton geçiren tek bir gözeneği bulunan kolimatör
pion : kütlesi elektron ve proton arasında olan subatomik bir partikül
pioneer : öncü, bir alanda öncülük yapan
pipe : boru
pipette : boru, çubuk şeklinde olan ve sıvı maddelerin ölçülü olarak taşınımını sağlayan aygıt, pipet
pitfall : püf noktası
pixel : bir bilgisayar görüntüsündeki temel resim birimi, kontrol edilebilecek en küçük ekran noktası
place : yerleştirmek, yer
placebo : tedavi için ilaç yerine verilen etkisiz madde
planar : düzlemsel, iki boyutlu
planck`s constant  : enerji ve pozisyonun aynı anda ölçülebildiği en düşük sınır
plane : düzlem 
planum : düzlem
plasma : kanın partiküler komponentlerinden ayrılmış ancak fibrin içeren sıvı kısmı
plateau : yükselti sonrası oluşan düzlük
platelet : kan pulcukları, trombosit
plotter : bilgiçizer
plug : fiş, elektrik fişi
plugging : fişe takmak
PM (photomultiplier) : foton çoğaltıcı
PM tuning : aynı kaynağı gören fototüp kazançlarının eşdeğer puls çıkışı verecek şekilde ayarlanması
pneumatic : hava ile işleyen
point : nokta
polar : kutupsal
polinominal : çok kavramdan oluşan
pollution : kirlenme, kirlilik
polyclonal : hayvanlara enjekte edilen immünojendeki antijenik determinantların birkaç çeşidine karşı cevap olarak oluşan antikor
polyethyleneglycole (PEG) : RIA`da çöktürücü olarak kullanılan madde
porous : gözenekli
port : bilgisayardan dışarı herhangi bir aygıta bağlantı için kullanılabilecek çıkış, liman
portable : taşınabilir
position : konum
positron : pozitif yüklü elektron
positron emission tomography (PET) : pozitron emisyon tomografi
possible : olanaklı, olası
post : sonra
post mortem : ölüm sonrası
post prandial : yemekten sonra
posterior : arka
post-injection : enjeksiyon sonrası
postulate : gerçek gibi kabul edilen varsayım
postural : pozisyona ilişkin
potent : etkili olma gücü olan etkin
potential : güç, kuvvet, etkinlik
pound (lb) :
powder : toz, pudra
power : güç, erk
power supply : güç kaynağı
powerful : güçlü
PPM (particul per million) : bir milyondaki partikül
prandial : yemekle ilişkili (özellikle akşam yemeği)
pre : ön 
precession : yalpalama, önce geliş
precipitant : çökeltici
precipitation : çökelme
precision : kesinlik
preclinical : hastalık klinik olarak saptanabilir hale gelmeden önce
precordial : kalbin göğüs duvarı üzerindeki iz düşümü
precursor : öncü, biyolojide kendisinden daha aktif ve etkin bir madde oluşan başlangıç maddesi
predict : öngörmek, önceden söylemek
predisposition : herhangi bir etki ile ortaya çıkan hastalığa yatkın olma hali
predominant : üstün, başat
prefix : ön ek
pre-injection : enjeksiyon öncesi
premature : vaktinden önce
preparation : hazırlama, hazırlık
prescribe : açıklama vermek
prescription : reçete
presence : varolma, hazır bulunma
present : mevcut, halen bulunan
present time : halen
preservation : koruma (koruyucu yardımıyla)
preset time : öngörülen süre
press : sıkıştırmalı, basın
pressure : basınç
prevalence : belli bir bölgede ve zamanda bir hastalığa yakalananların toplam sayısı
prevention : önleme, koruma
previous : önceki
primary : birincil
primer : ilk, birinci
primitive : ilkel, yeteri kadar gelişmemiş
principal : ana, baz
principle : ilke 
printer : bilgiyazar
priority : öncelik
probability : olasılık
probable : olası 
probe : ana aygıtın işlevini görmesi için gerekli uç, hareketli uzantı
procedure : yöntem
processing : süreç, işlemek
produce : vermek, üretme
production : üretim
profile : yan görünüm, bir objenin biçim veya şeklinin basitçe gösterimi
profound : derin
prognosis : bir hastalığın gidişatı
programmable read only memory (PROM) : fabrikasyon olarak önceden programlanmış ve silinmeyen bellek
project : tasarı
PROM (programmable read only memory) : fabrikasyon olarak önceden programlanmış ve silinmeyen bellek
prompt : yanıt isteyen ileti, çabuk, derhal
proper : uygun
prophilactic : koruyucu
proportional : orantılı
proportional detector : orantılı detektör, radyasyon enerjisine orantılı olarak elektrik pulsu üreten detektör
protection : korunma
proteomics : proteinlerin belirlenme, sayılma ve karekterize edilmeleri için gen kodlarının global analizi
proton : artı yüklü elektron, pozitif yüklü nükleer partikül
prototype : diğer tip ve modellerin geliştirildiği ilk biçim
proximal : bir bütünde merkeze yakınlık
proximate : yakın
pull : çekmek
pulmonary : akciğere ilişkin
puls height analyser (PHA) : puls yükseklik çözümleyicisi
pulse : vuru
punch : delmek, delgi
pure : saf
purification : arıtma, saflaştırma
purity : saflık
purpose : amaç
push : itmek
pyro : sıcaklık
pyrogen : vücut sıcaklığında artışa neden olan yabancı madde
pyrogen-free : vücut sıcaklığında artışa neden olabilecek her türlü yabancı maddeden arındırılmış