D


daily : günlük
damage : hasar
data : veri(ler)
data reduction : veri işlenmesi
database : veri tabanı
dating : bir arkeolojik veya jeolojik örneğe yaş tayini yapılması
datum : ölçüde başlangıç noktası veya hattı, bilgi birimi
dB (decibel) : desibel
DC (direct current) : doğru akım
DCC (dextran coated charcoal) : dekstran kaplı kömür
dead time : gelen sayımların belli bir eşik üzerine çıkması nedeniyle algılayıcı sistemin bu gelen sayımları saptayamadığı süre
debugging : hatadan arındırma işlemi
deca : on katı (101)
decade : on yıl
decanter : boşaltma aleti
decay : parçalanma, radyoaktif bozunma
decay constant : radyoaktif bozunma sabiti
decelaration : yavaşlama
deci : ondabir (10-1)
decibel (dB) : desibel
decimal : ondalık
decision making : karar verme
decode : şifre çözmek
decoder : şifre çözücü
decomissioning : bir nükleer reaktörün kapanması işlemi, kullanılmış olan yakıtın ve diğer elemanların alınarak zararsızlandırılmaya hazırlanması
decomposition : yapısal bozunma, bir bileşiğin kendisini oluşturan kısımlara ayrışması
decontamination : bulaşıklığın giderilmesi
decrement : azalış
dedicated : ayrılmış, o iş için özelleşmiş
default : varsayılan
defect : kusur, eksik, bozukluk
defibrillator : kalp kasındaki fibrilasyonu düzelten aygıt
define : tanımlama, belirleme
deflate : şişmiş bir şeyi indirmek, söndürmek
deflection : sapma, yön değiştirme
degeneration : yozlaşma
degree : derece
dehospitalization : taburcu etme
dehydration : susuzluk
deiodination : bir bileşiğin iyotdan arındırılması
deionization : ortamın iyonlardan arındırılması
delay : gecikme, geç
delete : yok etme, silme
deliver : serbest bırakmak, vermek, dağıtım
delivery : ulaştırma, dağıtım, teslim
demand : istem
demodulation : analog biçimden sayısala çevrim
demonstration : gösterim, açıklama, deneme ile kanıtlama
denature : doğal yapıyı bozmak
densitometer : yoğunluk ölçer
density : kütlenin hacme oranı, yoğunluk
deoxidation : kimyasal bir bileşiğin oksijenden arındırılması
deoxyribonucleic acid (DNA) : hücre çekirdeğinde bulunan ve canlının genetik özelliklerini belirleyen sarmal yapıdaki nükleik asit grubu
department of energy (DOE) : A.B.D. Enerji bakanlığı
dependence : bağımlılık
deplete : azaltmak, zayıflatmak
depleted uranium : doğal uranyum içerisinde bulunan % 0.7 U-235`den daha az miktarda U-235 içeren ve kullanılmış yakıt elementi veya uranyumun parçalanması sonucu elde edilen uranyum türü, zayıflatılmış uranyum
depression : güç yitirimi, baskılama
derivation : türetme
descendent : inen, azalan
description : betimleme, tanımlama
desiccant : kurutucu, nem çekici
despatch date : ürünün fabrikadan çıkış tarihi
despersion : dağılma, ayrılma, kollid solüsyon
destination : varış noktası
detachement : ayrılmış, ayrı, bağlı olmama durumu
detector : arayıcı, bulucu, saptayıcı
determinant : belirleyici, antijenin özelliğini taşıyan kısım
determine : tayin etmek, belirtmek, saptamak
deterministic effect (non-stochastic effect) : bir eşik değeri bulunan ve radyasyonun miktarı ile değişiklik gösteren sağlık etkisi
detoxification : zehirden arındırma
deuterium : çekirdeğinde bir proton ve bir nötron içeren hidrojen izotopu
deuteron : deteryumun bir proton ve bir nötrondan oluşan çekirdeği, ağır su
development : gelişme
device : bir sistemdeki fonksiyonel birim, aygıt
DEXA (dual energy X-ray absorptiometry) : çift enerjide X ışınlı yoğunluk ölçümü
dextran coated charcoal (DCC) : dekstran kaplı kömür
diabody : tek zincirli iki antikorun bağlanmasından oluşan rekombinant antikor
diagnose : tanı koymak
diagnosis : tanı
diagram : çizgisel istatistik
dial : kadran
dialysis : süzme
diameter : çap
diehtylenetriaminepentaaceticacid (DTPA) : radyoaktif metallerle bağlanarak birçok test için kullanılan kimyasal madde
diffusion : koşul dengesizliğini gidermeye yönelik geçiş
digit : sayı, basamak, parmak
digital : sayısal
digital kamera : sayısal kamera
digital substraction angiography (DSA) : sayısal çıkartmalı anjiografi
diluent : seyreltici
diluter : sulandırıcı, seyreltici
dilution : sulandırma, seyreltme
dimension : boyut
dimercaptosuccinicacid (DMSA) : radyoaktif metallerle bağlanarak birçok test için kullanılan kimyasal madde
dipole : zıt yönlerde ve eşit miltarda elektriksel yük içeren molekül
direct current (DC) : doğru akım
direct memory access (DMA) : doğrudan bellek erişimi
disable : yapmaya muktedir olmayan
discharge : serbestleş(tir)me, boşal(t)ma
discontinuation : devamlılığın kesilmesi
discordance : uygunsuzluk
discrete : ayrık
discriminator : ayırt edici
disease : hastalık
disinfection : patojenik mikroorganizmaların ortamdan uzaklaştırılması veya zararsızlandırılması
disintegration : ayrılıp dağılma, parçalanma
disintegration rate : birim zamanda oluşan parçalanma sayısı
disintegrations per minute (DPM) : dakikadaki parçalanma miktarı
disk drive : disk sürücü
disk operating system (DOS) : bilgisayarda disk işletim sistemi
disorder : düzensizlik, bozukluk
dispense : dağıtmak, hazırlamak, vermek
display : sergilemek, teşhir etmek, görüntülemek
disposal : düzen, tertip, intizam, radyoaktif atıkların çevreden izole edilmesi
dissosiation : ayrışma
distal : vücuda uzak olan
distortion : bozulma, yamulma
distribution : dağılım
disuse : kullanmamak
diuretic : idrar yaptırıcı, idrar söktürücü
divergent : ıraksak, bir reaksiyonun zamanla büyümesi
DMA (direct memory access) : doğrudan bellek erişimi
DMSA (dimercaptosuccinicacid) : radyoaktif metallerle bağlanarak birçok test için kullanılan kimyasal madde
DNA (deoxyribonucleic acid) : hücre çekirdeğinde bulunan ve canlının genetik özelliklerini belirleyen sarmal yapıdaki nükleik asit grubu
DOE (department of energy) : A.B.D. Enerji bakanlığı
donut : simit biçiminde
dorsal : arka, sırtla ilgili
DOS (disk operating system) : bilgisayarda disk işletim sistemi
dose : doz
dose calibrator : doz kalibratörü, doz ayarlayıcı
dose equivalent : dokuda absorbe edilen dozun bir kalite faktörü ile çarpımı sonucu elde edilen değer, birimi rem veya sievert olarak ifade edilir
dose rate : birim zamanda oluşan iyonize radyasyon dozu, saatteki rem veya sievert
dosimeter : doz ölçer
dosimetry : alınan radyasyon dozunu hesaplamak veya ölçmek
dot : benek, nokta
dot matrix printer : iğneli bilgiyazar
double antibody : çift antikor
doughter : üretkenliği olan ürün, kendi de parçalanan radyonüklid ürün
DPM (disintegrations per minute) : dakikadaki parçalanma miktarı
drift : sürükleme, yer değiştirme
drop : damla
drug : ilaç
drum : tambur
dryer : kurutucu 
DSA (digital substraction angiography) : sayısal çıkartmalı anjiografi
DTPA (diehtylenetriaminepentaaceticacid) : radyoaktif metallerle bağlanarak birçok test için kullanılan kimyasal madde
dual : ikili
dual energy X-ray absorptiometry (DEXA) : çift enerjide X ışınlı yoğunluk ölçümü
duplicate : ikilemek
dust : toz
dye : renkli test maddesi, boya
dynamic : sürekli bir hareketi olan, faal
dynode :
dysfunction : bozuk işlev
dyskinesis : paradoksal, ters hareket