C


cable : kablo
CAD (computer aided design) : bilgisayarla tasarım
CAD (coronary artery disease) : koroner atardamar hastalığı
calendar : takvim
caliber : bir kanal veya tüpün çapı, kalibre
calibration : belli bir standarta göre ayarlama
calorie : 1 g suyu 10C ısıtmak için gerekli olan enerji miktarı
cancel : silmek, iptal etmek
capacitor : sığaç
capacity : sığa 
capillary : kılcal
capture : yakalamak, etkilemek
cardiac arrest : kalb durması
cardiac filling : kalbin kanla dolması
cardiac output : kalbin bir dakikada perifere pompaladığı kan hacmi
care : özen, itina
carrier : radyoaktif izotop ile birlikte bulunan aynı elementin kararlı izotopu, taşıyıcı
carrier free : yüksek özgül aktivitesi bulunan radyonüklid, taşıyıcısız
case : olgu
cask : radyoaktif materyali taşımak veya saklamak için kullanılan ağır zırhlı taşıyıcı
cask : radyoaktif materyali saklamak için kullanılan ileri düzeyde zırhlı taşıyıcı
cathode : pozitif yüklü iyonları toplayan elektrod, negatif elektrod
catod ray tube (CTD) : katod ışın tüpü
CBF (cerebral blood flow) : beyin kan akımı
cc (cubic centimeter) : santimetre küp
CEA (commissariat a l`energie atomique) : fransız atom enerjisi komisyonu
cell : hücre
cell-mediated : hücrenin kontrol ettiği
cellular immunity : T hücreleri kontrolündeki bağışıklık
centi : yüzde bir, 10-2
central : merkezi
central field of view (CFOV) : gama kamerada detektörün bütün görüş alanının bütün doğrusal boyutlarını ölçekleyen alan
central processing unit (CPU) : merkezi işlem birimi
centre of rotation (COR) : SPECT kesitlerini elde edebilmek için her kamera ve kolimatöre göre ayarlanması gereken dönme merkezi
centrifugal force : merkezkaç kuvveti
centrifuge : merkezkaç kuvvetinden faydalanarak partiküler yapıdaki içeriğin çökeltilmesi için kullanılan aygıt
cerebral blood flow (CBF) : beyin kan akımı
cerenkov radiation : ışık hızından daha hızlı elektronlar tarafından yayınlanan ışık fotonları
CERN (european organization for nuclear research) : cenevredeki avrupa nükleer araştırma organizasyonu
certification : lisanslandırma
CFM (cubic feet per minute) : dakikadaki feet küp
CFOV (central field of view) : gama kamerada detektörün bütün görüş alanının bütün doğrusal boyutlarını ölçekleyen alan
chamber : odacık, boşluk
channel : kanal, radyoizotop sayımında enerji sınırını çizmek
chapter : fasıl, bahis, kısım
character per second (CPS) : iki donanım gereci arasındaki veri iletim hızını ölçmek için kullanılan birim
charge : yük, yükleme
check : denetim, kontrol
checkpoint : denetim noktası
chelat : bağlılaştırmak, ulamak, bileşim
chelating agent : bir metal iyonuna bağlanan madde
chemical : kimyasal
chemotaxis : kimyasal bir maddenin bulunduğu ortamda maddeye doğru olan hücre göçü
chest : göğüs
childhood : çocukluk
chill : soğutarak sallama
chip : elektronik yonga
chloramin-t method : radyoaktif iyot ile işaretleme yöntemlerinden biri
chromatoelectrophoresis : RIA`da kullanılan bir ayırma yöntemi
chromatography : bir bileşikteki bileşenleri ayırma yöntemi
chromosome : hücre çekirdeği içerisinde bulunan ve genleri içeren çubuksu oluşumlar, insanda 23 çift olarak bulunur
chronic obstructive pulmonary disease (COPD) : kronik tıkayıcı akciğer hastalığı
Ci (Curie) : radyoaktif madde miktar birimi (sn`de 3.7 X 1010 parçalanma gösteren madde miktarı
CIF (cost insurance fright) :
cine mode : görüntülerin ardarda sinematografik olarak görüntülenmesi
circuit : elektronik devre
circulation : dolaşım
circumferencial : çevresel, dairesel
clean up : tam olarak temizlemek
clearance : bir maddenin belirli bir kan hacminden birim zamanda özgül olarak temizlenmesi
clone : koloni, hücre ya da canlı topluluğu
closed-loop : kısır döngü
coagulation : pıhtılaşma
coating : yüzeyi koruyucu ile kaplamak
coaxial : ortak eksenli
COBOL (common business oriented language) : bilgisayar programlama dillerinden biri
coefficient : katsayı
coefficient of variation (CV) : varyasyon katsayısı, değişim katsayısı
coexistence : aynı anda bulunma, birlikte varolma
cohort : büyük ve homojen gruba verilen genel isim
coincidence : rastlantı
cold : soğuk
cold spot : aktivite tutmayan odak
collagen : bağ doku fibril proteini
collateral : ikincil veya aksesuar, esas olmayan
collection : toplama, biriktirme
collective effective dose : belirli bir iyonize radyasyona maruz kalan kişi miktarı ile ortalama effektif doz`un çarpımından elde edilen miktar, birimi sievert (Sv)` tir
collimator : kurşun ve tugsten gibi ağır malzemeden yapılan ve gama fotonlarının geçişini düzenleyen gama kamera aparatı
collision : çarpışma
colloid : sıvı bir ortamda dağılmış ve homojenize olmuş belli büyüklükte partiküller içeren solüsyon
color scale : renkli ölçek
column : dikeç, kule, kolon, dik sıra
combine : müşterek
command : komut
comment : yorum
commercial : ticari
commissariat a l`energie atomique (CEA) : fransız atom enerjisi komisyonu
commissioning : bir nükleer enerji santralını işletmeye almak için yapılan kontrollerin tümü
common : ortak, sık görülen 
common business oriented language (COBOL) : bilgisayar programlama dillerinden biri
common ion effect : ortak iyon etkisi
communication : iletişim
comparative : orantılı, karşılaştırılmalı
compatible : uyumlu, yerine konabilir
compensation : karşılık, ücret, bedel ; tazmin, telafi ; takas, karşılama
compiler : derleyici
complex : karmaşık
complication : belli bir nedenden kaynaklanan ancak beklenmeyen olay
component : bileşen
compound : bileşim
comprehensive : anlamaya yönelik, kavramaya yönelik
compton scattering : bir fotonun atomun en dış yörüngesindeki elektrona enerjisinin bir kısmını vererek atomdan koparması ve kendisinin de yönünü değiştirmesi
computation : hesaplama
computed tomography (CT) : bilgisayarlı tomografi
computer aided design (CAD) : bilgisayarla tasarım
concentration : çözeltinin birim hacminde ağırlık veya mol olarak çözünen madde miktarı
concept : kavram
conclusion : vargı
concordance : uygunluk, ahenk
concurrent : aynı sürede olan
condensation : kısaltma, özet ; yoğunlaştırma, koyulaştırma ; buğu
condition : durum, koşul
conductibility : iletebilirlik
conductivity : iletkenlik
conductor : iletken 
confidence : güvenlik
confidence interval : güvenlik aralığı
configuration : biçim, şekil, oluşumunda yeralanların tümü
confirm : onaylamak, teyid etmek
congenital : doğumsal
consecutive : ardışık, birbirini izleyen
consequence : sonuç, akıbet
consequently : sonucu olarak
conservative : tutucu, muhafazakar
considerable : gözönüne alınabilecek özellikte
consignee : bir malzemenin emanet şeklinde verilmesi
constant : sabit, değişmez, sürekli
constraint : sınırlama
consumer : tüketici
contain : içermek, ihtiva etmek
container : taşıyıcı kap
containment : kabul edilemeyecek orandaki radyoaktivitenin çevreye yayılmasının önlenmesi
contaminant : bulaşan
contamination : bulaşma
contour : kenar, sınır
contraction : kasılma, küçülme, daralma
contralateral : karşı taraf
contrast : karşıt, zıt
contrindication : bir uygulamayı yapmak için elverişsizlik nedeni
control sample : içeriği bilinen örnek
convention : uzlaşma, gelenek
conventional : geleneksel
convergent : yakınsak
conversation : söyleşi, iletişim
converter : dönüştürücü, çevirici
cool : serin
coolant  : nükleer enerji santrallerinde nükleer bölünme sonucu oluşan ısıyı aktarmak için kullanılan sıvı veya gaz
cooler : soğutucu, serinletici
COPD (chronic obstructive pulmonary disease) : kronik tıkayıcı akciğer hastalığı
COR (centre of rotation) : SPECT kesitlerini elde edebilmek için her kamera ve kolimatöre göre ayarlanması gereken dönme merkezi
core : göbek, çekirdek
coronal : yukarıdan aşağı doğru düşey düzlem
coronary artery disease (CAD) : koroner atardamar hastalığı
correct : tam doğru
correction : düzeltme
correlation : bağıntı, ilişki
correlation coefficient : bağıntı katsayısı
cosmic radiation : uzay kökenli ve yüksek enerjili iyonize edici ışınım
cost effectiveness : belirli bir amaç, program ve politikanın gerçekleşmesi için uygulanan ekonomik çözüm
costal : kaburgaya ilişkin
cot off value : anormali değerlendirmek için belirlenen tek sınır değer
count : sayım
count rate : sayım hızı, birim zamanda saptanan foton miktarı
counter : sayıcı
counterbalanced : ağırlıkla dengelenmiş
counting : sayma
counting efficiency : sayımın etkinliği, sayımın verimi
counts per minute (CPM) : dakikadaki sayım miktarı
counts per second (CPS) : saniyedeki sayım miktarı
coupling : çiftleme, bağlama, eşleme
covalent : iki atom arasında bir elektron çiftinin ortaklaşa kullanılması yoluyla oluşturulan bir kimyasal bağ çeşidi
CPM (counts per minute) : dakikadaki sayım miktarı
CPS (character per second) : iki donanım gereci arasındaki veri iletim hızını ölçmek için kullanılan birim
CPS (counts per second) : saniyedeki sayım miktarı
CPU (central processing unit) : merkezi işlem birimi
creation : yaratma, ortaya koyma
criteria : ölçüt, bir kavramı değerlendirmek için gözönüne alınan dayanak
critical mass : zincirleme reaksiyonun oluşabileceği parçalanabilir materyalin en küçük miktarı
critical organ : en yüksek dozu alan veya uygulanan radyofarmasötikten radyobiyolojik olarak en çok etkilenen organ
cross : çapraz, haç
cross reactivity : farklı antijenlerin reaksiyonlarının birbirine benzemesi sonucu aynı antikor ile etkileşime girmeleri
cross section : çapraz, enine kesit
crosstalk : parazit
CRT (catod ray tube) : katod ışın tüpü
crud : korozyon ve aşınma sonucu oluşan materyalin radyasyona maruz kalmasından sonra radyoaktif hale gelmesine ilişkin olarak kullanılan genel terim
CT (computed tomography) : bilgisayarlı tomografi
cubic centimeter (cc) : santimetre küp
cubic feet per minute (CFM) : dakikadaki feet küp
cumulative dose : birikmiş doz
curie (Ci) : radyoaktif madde miktar birimi (sn`de 3.7 X 1010 parçalanma gösteren madde miktarı
current : akım, güncel
current density : akım yoğunluğu, doku gibi iletken bir ortamda birim kesit alandan geçen elektrik akımı, birimi metrekarede amper (A / m2)`dir
curriculum vitae (CV) : özgeçmiş
cursor : imleç, kılavuz
curve : eğri (grafik)
curve fitting : elde edilen eğrinin standart bir eğriye uyarlanması
curvilinear : düz çizgiye yakın nitelikte eğri tipi
cut off : ayırmak, kesip atmak
CV (coefficient of variation) : varyasyon katsayısı, değişim katsayısı
CV (curriculum vitae) : özgeçmiş
cycle : dönüş, dönem
cyclotron : partikülleri dairesel bir şekilde hızlandırarak kararlı atomdan radyonüklid üretmek için kullanılan aygıt
cyst : epitel ile çevrili ve içerisinde sıvı veya yarı katı materyal içeren kapalı bir kavite
cytosele : hücredeki sitoplazmanın sıvı kısmı
cytosine : nükleotid`i oluşturan temel amino asitlerden biri